İyiliği Teşvik
Kötülükleri Menederlerdi ![]()
O DİYARIN
SAKİNLERİ "la ilahe illallah..."ın ne mana taşıdığını, bu
cümlenin mahiyetini, ele aldığı mevzuları gösterdiği hedefi temelden
kavramışlardı. Bunun alameti olan Mekke hayatları, müstekbir kafirler tarafından
baskıya alınmıştı. Cihata ve hükümlere ait ayet gelmemiş olmasına rağmen,
okudukları tevhid Mekke müşriklerini rahatsız etmekteydi. Bu sebeple de iyiliği
teşvik ederken Allah'ın nizamını ve hakimiyetini ilan ediyorlar, kötülükten men
ederlerken de Allah'ın hayat sistemi ve hakimiyetini tanımayanları reddediyorlardı.
O DİYARIN SAKİNLERİ iyiliği teşvik ve
kötülüğü mende Hz. Peygamberi ölçü ve kaynak kabul etmişlerdi. Ondan gördükleri
her şeyi yaşamaya çalışırlardı. Neyi emrederse tereddütsüz kabul ederler, neden
yasaklarsa, tereddütsüz ondan uzaklaşırlardı. Bazen de Peygamberimize sorarlardı:
"Ya Resûlüllah, İsrailoğullarının başına gelen
şey ne idi?" Peygamberimiz Cevap verirlerdi:
"Ne zaman iyileriniz kötülerinize göz yumar,
kötüleriniz din bilginleri olur ve küçükleriniz iş başına geçerse o zaman fitne
sizi yakalayacak, birbirinize düşman kesilip, hücum ve saldırıya geçeceksiniz"
(Ha. Sahabe: 3/279)
O DİYARIN SAKİNLERİ iyiliği teşvik
olsun, kötülüğü men olsun. Üç silahlan ile mücadele ederlerdi. El-Dil-Gönül. Bu
üç uzvunu silahlaştırmayanların cihat edemeyeceğine inanırlardı. El ve dil silah
olmaktan çıkarsa geriye sadece kalp silahının kaldığını binlere bir ölçü
koymuşlardır. Şayet her iki hususu gerçekleştiremeyecek olur karşı nefret duymazsa,
baş aşağı edilen tulumun içinde bir şeyin kalmadığı gibi, böyle bir kalpte de
iman ve iyilik namına bir şeyin kalmayacağını beyan ederlerdi..:
O DIYARIN SAKİNLERİ kötü kimselerle
elleri ile savaşırlardı. Münafıklarla delil ve bürhan getirerek savaşırlardı.
Şayet her iki hususu gerçekleştiremeyecek olurlarsa, onlar için bir çare ileri
sürerlerdi; Hiç olmazsa o kötülüğü işleyenlere karşı surat asınız. Kötü her
şeye kalben nefret duyunuz.
O DİYARIN SAKİNLERİ kendileri bazen
iyilik yapmazsa bile başkalarını yapmaya teşvik ederlerdi. İyiliği teşvik ve
kötülüğü men etmede başkalarına yardımcı olanlar Allah'tan ücret alma hususunda
eşittirler. Kenara çekilip "Nemelazımcılık" hastalığı onların semtine
uğramamıştır. Onların yaptıkları dedikleri olmuştur. Dudaklarında çıkan söz,
kalplerinde bulunanlar olmuştur. Kalp ve dil ihtilafı kopukluğu onların hayatında
görülmemiştir.
O DİYARIN SAKİNLERİ âhiret günü
inancını her an yaşamışlardır. Bu iman onları ne zulme meylettirmiş ne de zulme
uğratmıştır. Her hak sahibinin hakkını Ahirette alacağına imanları tam olduğu
için, iyiliği teşvik ve kötülüğü men etmede haddi aşmamışlardır. Yapılması
icap edeni yapmışlardır. İfrad ve tefrid onlarla bağlantı kuramamıştır.
O DİYARIN SAKİNLERİ Yüce Allah'tan
gelen emirleri, iyilik, yasakları kötülük kabul etmişlerdir. İyiliği yaşamış ve
yaşatmaya gayret sarf etmişler; kötülüğü hayatlarından kovarak, diğerlerinden
uzaklaştırmaya çalışmışlardır.
BU DİYARIN SAKİNLERİ temelde iyilik ve
kötülük ıstılahlarının mahiyetini yeterince kavrayamamışlardır. Ölçü olarak
da İslâm, ölçü kabul edilmeyince iyilikler ve kötülükler nerede ise yer
değiştirmiştir. Bu acı gerçek öyle bir ağır fatura ödettirmiştir ki, kötülerin
iyiliği imha etmesinde bu diyarın sakinleri onların safında bulunmuştur. Belki de
farkında olmadan. Böylece kötülerin ekmeğine yağ sürülmüş ve onların gayr-ı
meşru hayatı meşru imiş gibi anlaşılmıştır.
BU DİYARIN SAKİNLERİ kendi tutundukları
dalı kesercesine müslüman kardeşleri ile kıyasıya mücadele etmenin vazife olduğuna
inandırılmıştır. Bir araya gelindiğinde müslüman kimselerin, derneklerin,
teşkilatların aleyhinde konuşmak sohbetlerin sanki şiarı olmuştur. Yüzlerce iman ve
İslâm düşmanları varken, kıymetli zamanlar hep müslümanların aleyhine
harcanmıştır.
BU DİYARIN SAKİNLERİ en büyük iyilik
olan Allah'ın hayat nizamını ve hakimiyetini tanımanın birinci vazife olduğu
inancını nerede ise zayıflatmışlardır. Farz ameller için bir nevi lokomotif
diyebileceğimiz bu iyilik diğer iyilik ve farzları peşinden sürüklemesi gerekirken,
bu diyarın sakinleri arasında bu tarz, askıya alınmışçasına araştırma mevzusu
yerine konulmuştur. Aynen bunun gibi tüm kötülüklerin başı ve lokomotifi durumunda
olan Allah'ın sistemini sistem kabul etmemek kötülüğü gömemezlikten gelmek kıyıda
köşede kalmış birkaç kötülüğü teşhir etmekle vazifenin biteceğini zehabına
kapılmak hatasına düşülmüştür. Heyhat, ne kadar uzak...
BU DİYARIN SAKİNLERİ unutulmuş olan
sünnetleri ihya etme durumunda olanlarla da kıyasıya mücadeleye girmişlerdir. Fitneyi
tariften aciz olan bazıları, Resûlullah'ın yolunda olanları her zaman fitnecilikle
suçlamışlardır ve hâlâ bu gafletlerini devam ettirmektedirler. Hem de "Âhiret
Gününe de inandım" dedikleri halde mesela, milyonlarca insan camiden ve bayram
namazından uzak kaldığı halde bunlar göze batmamış, hilâle göre bayram namazına
çeki düzen vermek isteyenler acımasızca ve müslümana yakışmayacak üslûplarla
hakarete maruz bırakılmıştır. Yine bunun gibi binlerce insan oruç ibadeti ile alay
ettiği halde onlara ses çıkartılmamış, Resûlullah'ın oruç hakkındaki sünnetine
müracaat edenler merhametsizce tenkit edilmiştir.
Bu tipteki olan kimselere diyoruz ki, İslâm'dan
anladığınız cami, minare, ezan, hac, kurban, zekat gibi esaslar ilavesiz olarak sizin
hayatınızı kuşatmış ve diğerlerine başvuracak bir iman yapısına sahip
olmadığınız müddetçe sizleri muhatap kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz de... Bir
Filistin meselesini, bir Afganistan cihatım, bir Hürmüz Boğazını gömemezlikten
gelen basiretsizlerle uğraşacak vaktimiz yoktur. Onların benimsediği hayatı hayat
kabul etmediğimiz gibi, onlarla teşrik-i mesaî kurmanın zaman israfı olacağına
inanıyoruz.
BU DİYARIN SAKİNLERİ o diyarın
sakinlerinin peşine takılmalıdır. örnek ve kaynak ancak onlardır. Onlardan gelen her
şey başımızın tacıdır. O diyarın sakinlerinin peşine takılanları, bu diyarın
sakinlerinden olup da tenkit edenler, fitnecilikle itham edenler tövbe ve istiğfar
etsinler. Eğer örnek ve ölçü o diyarın sakinleri olarak kabul edilmiyorsa, bu sefer
oturup yeniden iman etsinler.
Abdullah Büyük
Ana
Sayfa O
Diyarın Sakinleri
73