Canımız Onlar İçin Feda
Olsun ![]()
Hz Osman
(r.a.) - Abdurrahman İbn Avf (r.a.)
O DİYARIN SAKİNLERİ'nden bu
yazınızda da ikisini ele alıp deniz olan hayatlarından bir tek damla sunmaya çalışacağız.
Hayır, Hayır, yanlış anlaşılmasın biz değil, onlar için söylenilmiş sözleri
nakledeceğiz. Biz kim oluyoruz ki onlar hakkında konuşalım? Daha elimizin arkasını
ve önünü tespitte aciz olan biz mi onların faziletini anlatacağız?
O DİYARIN SAKİNLERİ'nden
olan bu iki sahabe (Allah her ikisinden de razı olsun) hayatlarında cennet ile müjdelenmiş
olanlardır. Haklarında söz sultam sevgili Peygamberimizin mübarek kelamları olmuştur.
Mevzuya önce bu mübarek kelamlardan naklederek başlayalım:
1- "-Ashabım hakkında düşmanlık
yapmakta, kötü söz sarf etmekte Allah'tan korkunuz. Onları benden sonra (düşmanlığınıza)
hedef tutmayınız." (Tirmizi Sünen)
2- "-Ashabıma dil
uzatmayınız. Allah'ın laneti, onlara dil uzatanların üzerine olsun." (Hatib)
3- "-Cenab-ı Allah, beni
kendisine dost seçti ve bana da ashabımla hısımlarımı yardımcı verdi. Bir kavim
gelecek ki, onlara sövecek ve kendilerini noksan görecektir. Siz o kimselerle oturmayınız;
beraber yiyip içmeyiniz ve onlarla nikahlamayınız." (Suyuti C. Sağir)
O DİYARIN SAKİNLERİ hakkında
o kadar hadis var ki Ashab-ı Kiramı ayırt etmeksizin seven müslümanlar için bu üç
hadis kafidir. Allah'ın Resûlünün ashabına dil uzatma cüretini gösterenler için
üç bin hadis söyleseniz yine fayda etmez. Sadece şu kadarını söyleyelim ki. Türkiye'nin
fıkhi görüntüsünün tespitinde çok şeyler söylendi, yazıldı, konuşuldu. Leh ve
aleyhte olan bütün bunları iyi niyet mahsulü kabul ettik. Ancak ashab gibi hayatı
Kur'an'da anlatılmış bir nesle dil uzatanlara müsamahamız yoktur. Eğer hatalarından
rücu edip, tevbe etmezlerse karşılarında keskin kılıçlı dil ve kaleme sahip nice müslümanları
bulacaklardır.
Bu mesele cuma kılmır ve kılınmaz, hacca
gidilir veya gidilmez, arkalarında namaz olur veya olmaz gibi meselelere benzemiyor.
Ashab-ı Kirama dil uzatılınca Peygamberimize, Kur'an'a dil uzatılmış.demektir. Çünkü
Kur'an-ı toplatıp kitap haline sokarak ülkelere dağıtan Hz. Osman (r.a.) olmuştur.
Hz. Osman hakkında müslümanların kalbine sokulacak bir .tereddüt (haşa) Kur'an'a karşı
da bir şüpheyi beraberinde getirebilir. Bu hususta bütün müslümanların uyanık
bulunmalarını, Ashab-ı kiramın hangisine olursa olsun dil uzatan kimselere güvenmemelerini
Allah için rica ediyoruz. Bizlere her türlü hakareti, ithamı, buğz ve kini yapsınlar,
eyvallah der geçeriz. Fakat sahabeye karşı iftiraya gelince serden geçebiliriz fakat
sahabeden geçemeyiz. Bunu dost düşman herkes bilsin. Allah'a sattığımız bir can
vardır. O can, ashabın kam ile ortaya koyduğu İslâm hayatı için beklemektedir. Hiç
belli olmaz, bakarsınız bu canlar, o hayattan evvel o hayatı ortaya koyan canlı Kur'an
ayetlerine dil uzatan parazitler için kullanılabilir, Allah'ım şahid ol.
O DİYARIN SAKİNLERİ'nden
Osman (r.a.):
1- "Her peygamberin
(cennette) bir arkadaşı vardır benim cennette arkadaşım. Osmandır." (Tirmizi,
Menakib)
2- Peygamberimize, namazını
kılması için bir adamın cenazesi getirildi. Peygamberimizi onun cenaze namazını kılmadı.
Bunun üzerine:
- Ya Resûlallah, bundan önce hiç kimseye
cenaze namazı kılmadığını görmedik, denilince; Resûlullah Efendimiz şöyle
buyurdu:
" -O, Osman'a buğz ederdi. Allah'da ona
buğzetti." (Tirmizi Menakihl
3- Ebu Musa el Eş'ari dedi
ki, Peygamberimizle beraberdik. Bir ara kapı çalındı. Resûlullah Efendimiz:
-" (Kapıyı) aç da, başına gelecek bir
musibet şartıyla cennetle müjdele buyurdular" Kapıyı açtım, bir de baktım
gelen Osman b. Affanmış." (Müslim Fed. Sahabi)
Allah'ım şefaatlarını bizlere nasip eyle.
Amin.
O DİYARIN SAKİNLERİ'nden
Abdurrahman İbn Avf (r.a.):
1- Peygamberimizin vefatından
sonra Abdurrahman İbn Avf (r.a.) bir tarlasını 40 bin dinara sattı. Parayı Beni Zühre
Kabilesi ile Peygamberimizin eşleri arasında taksim etti. Hz. Aişe'ye (r.a.) verilince:
"Bunu kimi gönderdi?" diye sordu. Abdurrahman İbn Avf, denildi. Hz. Aişe
(r.a.): .
- Peygamberimiz: "Benden sonra size ancak
sabır olanlar acıyacaktır" buyurdu. Allah (c.c.) Avf oğlu Abdurrahman'a Cennet
selsebilinden içirsin, dedi. ( İbn Sa'd'a Tabakat)
2- Abdurrahman İbn Avf, Uhud
Savaşında 21 yerinden yara almıştı, ayağından aldığı yaradan dolayı
sendeleyerek yürümüştür. (Hayatü's Sahabe)
3- Hz. Üsame ordusunda,
Abdurrahman İbn Avf, Hz. Üsame b. Zeydin devesini çekiyordu. (Kenz'ül Ummal)
Haklarında ayetler inmiş, hayatları Kur'an
ayetleri ile menkibelenmiş, sağlıklarında bir kısmı Cennetle müjdelenmiş Ashab
hakkında müslümanlar ancak hayır düşünürler ve hayır konuşurlar. Onlar arasında
vuku bulmuş hadiseler bizlerin tahlil edebileceği hadiseler değildir. İşte onlardan
biri:
- Cemel ve Sıffın hadisesini vücuda getiren
muhalifler hakkında Hz. Ali'ye şöyle sorulmuş:
- Onlar müşrik midirler? Hz. Ali (K. veche):
- Yok, onlar şirkten firar etmişlerdir.
- Ya onlar münafık mıdırlar? Hz. Ali
(r.a.):
- Hayır, münafıklar Allahu Tealayı az
zikrederler, demiş.
- Ya onların halleri nedir? denilince, Hz. Ali
(r.a.)
- Onlar, bizim kardeşlerimizdir, bize buğz
ettiler, (yani şerkeşlikte bulundular) cevabını vermiştir.
Şu. karşılıklı konuşmaları dinledikten
sonra, acaba şu zamanda yaşayan müslümanlara düşen vazife nedir? aleyhlerinde mi
konuşmak, yoksa sükut mu etmek daha hayırlıdır?
Fakat ne denilmiş, cahil cesur olur, ashab
hakkında ileri geri konuşanlar ilimlerinden değil, bu cesaretlerini cehaletten alıyorlar.
Biz müslümanlara gelince:
O DİYARIN SAKİNLERİ bizim
başımızın tacıdır. Her birisi hakkında hüsn-i zannımız zirvededir. Onları
sevmek bizim imanımızın şiarıdır. Onlar hakkında aleyhte konuşmaya müsait bir
inancımız yoktur. Her birinin şefaatlarını bekleriz. Her birisi dünyadaki tüm
insanlık için birer kılavuzdur. Semadaki yıldızlar mesabesindedir. Onların hayatlarını
okuruz, çocuklarımıza okur ve onların yolunda olmalarını telkin ederiz.
O DİYARIN SAKİNLERİ cihadı
ile, ilimleri ile, ibadetlerine düşkünlükleri ile, bütün yön ve cepheleri ile bizim
mürşidlerimizdir. Dünya ayakta kaldığı müddetçe onlar sevilecek; anılacak ve
unutulmayacaktır. Tek korkumuz onlar gibi İslâmı yaşayamamış olmamızdır. Kişi
sevdiği ile beraber olduğuna göre, onları seviyoruz. Onları sevmeyenlere, kalbimizde
besleyeceğimiz bir sevgi yoktur.
Yüce Allah, O diyarın sakinlerinin yolundan,
ahlakından, edebinden bizleri ayırmasın. Sevsin, sevdirsin.
Abdullah Büyük
Ana
Sayfa O Diyarın Sakinleri
94